Sana bir şiir yazabilirim.11 Şubat 2011 Cuma
Kabuk * 11 Şubat
Sana bir şiir yazabilirim.29 Ekim 2010 Cuma
FİKRİME EMİR VER ...

7 Ekim 2010 Perşembe
Yazı bitirirken...

26 Eylül 2010 Pazar
Nokta
Bu kirli suyu tanıyorum.
zararlarını sayıyorum hayalet!
saatin üçü rüyama sığınıyorum.
ben bu şarkıyı biliyorum.
Saptım tersine hayatın...senden
kaçarken suçlanıyorum/tarih./
Bugünse biraz tuhaf hafif garip;
yurdun genelinde yağış varmış.
ekmek hala aynı fiyatmış.
televizyonda birileri ağlıyormuş.
Her olana alışıyorum.
gerçeğin şalterini indiriyorum.
su içerken bir balığa adres sormak.
gözlerini kapadığında fareden korkmak.
" - Zula ıslak,gözlerin yapış yapış. "
Bana en uzak olana nereden gidiliyor ?
...Tanınmamak için şapka takıyor,
...Genç görünmek için sakallarımı kesiyorum.
Kötü güftemi noktaya aktarıyorum.
Nasıl bir derinlikteyse , beni aldatıyor ışık.
karanlıktaki flu gidiş sinemde oturuyor.
onuncuayınyirmiyedisigecesaatbirellisekizyıllardanikibinon
Emre ÇAYLA
4 Şubat 2010 Perşembe

çözmüyorum...
ışığı açınca gördüm ki gerçek görecenin içinde... insan kucağında dünyanın...
aynadan yansıyan güneşi de gördüm...kıstım gözlerimi ışıktan...
kontrolünü yitirmemiş herşeyin hayali ile duyumsadım geleceği..
bir de zaman var başıma bela
şimdi şuradaydım diye düşünüyorken..herşey değişmiyor mu?
bir bakıyorum akşam olmuş , ben yine başka bir yerlerdeyim...
"çıkmaz bir sokağa toplanmış çocuklar futbol oynuyorlar tek lambalı 5 haneli çıkmaz sokakta "
neyse ki akşama daha var...
var mı zamanın gerçeği..
zaman kaydetmez ki hiç bir şeyi...
rüzgar iki cephemden sardı
taşlarla döşeli ıslak yolda yokuş aşağı iniyorum...
" yağmur mu yağmış.?."
burası dibe inmiyor ...
her yerin düzünde bir soluk , bir ticaret , alış - veriş...
duvar diplerine çivilenmiş oluklardan aşağı inen , su şimdi , yağmur mu?
bana değmeyen kaç acı kaldı?
kaç saat var ?
daha kimler var ?
neler ,nereler , nasıllar ve niçinler daha ne kadar var...?
çözmüyorum..
dilim sadece bana konuşmuyor.
tarlabaşı ışıklardan ağa camii sokağına giriyorum.
gri bi gökyüzü peşimde
...
31 ocak 2010
E.Ç.
25 Aralık 2009 Cuma


" - bileğimdeki tesbihin boncuk sayısı 38..."
...
gecenin biri...
ellerim üşüyor cama dokundukça...
nefesimde buhar...buharda harf...aşağı inen su damlası...
ne yazdığımı unutuyorum...
buğunun ardından dışarısı daha gri ve daha net...
bir diğerini arıyor yelkovan../yok/
akrep daha sakin bu kez...
gecenin biri...
tungsten daha yeşil..
arabesk takılıyor yan komşu düşüncelerinde...
sanki hayalinde bir otomobil...
bir teyp bir piknik yeri pazar sabahı gidilen...
ormandaki çeşmenin yanında otomobili yıkamak,voleybol oynamak
bir kaç çocuk ve ağaca gerilen çamaşır ipiyle...
bazı sesler belirginleşir ormanda ışık azaldıkça...
yorgun tek şerit trafik çay gibi akmaktadır...
tungsten daha yeşil..
köpeğin sesiyle irkildim..
kalabalığın gölgesini izledim..
titreyen ışığın içine girdim...
gecenin biri...
yolda yürüyorum istedikçe bir adım daha...
köy içinden kasabaya gibi değil...
sokaktan sokağa...
içinden geçiyorum sesin...
soğuk üşüyorum...
paltomun içinde ellerimi saklayacak cebimden daha sıcak bir yer arıyorum...
üst dişim değiyor alttaki ne kulaklarım sancıyor..
yolda yürüyorum dinledikçe bir şarkı daha..
" - şu evde yıldız tilbe çalıyor..."
" - zile bassak bizi içeri almazlar ki "
" - beğenilerde hem fikir olsakta hala birbirimizi tanımıyoruz..."
" - hiç bir şey bağlayacı değildir..."
" - neden?"
" - çünkü..."
...
...
...
saat gecenin biri
binanın arkasından sesler yüklesiyor...
nereden ses gelse kendimi orada buluyorum..
biri seslense..
biri konuşsa..
biri sorsa..
sese gidiyorum...
vaktin birinde ezan sesi
sabahın köründe cinayet
bi kaç kurşun sesinden ibaret
bi kaç deri yırtılması
bir kaç damla kan
bir kaç nefes...
derinin içinden yukarı doğru giden tek şey duman...
" - istiklal de rütin yürüyorum yanımda deli biri
türk sinemasında korku ve şizofreniyi neden kimse işlemedi hikayelerinde diye konuşuyoruz.
cadde bi kaç sokak köpeği var / bir kaçını yeni gördüm /
galatasarayda kediler...
istiklalin müziğini kesitklerinden beri caddeden geçemiyorum...
eksik ve buruğum...
müzik dükkanları ve kitapçılar kapandılar bir bir...
gözlerimi kapat güneş ışığınla
bu gri bu isli bu soğuk hava kafamı karıştırıyor...
vitrinlere bakıyorum..iknası hala çok yüksek cansız mankenlerin..
afiş yapıştırıyorlar kapanan dükkanın kepengine...
imam adnanda bir barda 80'ler çalıp parti yapacaklarmış...
yoruldum...
kadının biri hemen önümde saçmalıyor..
bir fare lewis'a giriyor..."
saat gecenin biri...

değişik zamanlar...
"büyüdükçe ölümler artıyor bir tek." ( e.ç.)
***
" küskünüm feleğe ,düştüm bitmez çileye "
çabuk ol ! anında yükselsin müzik maestro.
çünkü klarnetçi sabırsız,beyoğluna yetişecek.
parmaklarımın arasında ipi var uçan balonun
68 model mustang
siyah,deri,parlak,kalın,vahşi bir kısrak gibi altımızda...
filitresiz sigara ve filitreli kahve içiyoruz...
" - çabuk olmalı insan yaşayacaksa hayatı
daha çok rüya görecekse uyumalı insan. "
üzerimde dar gömlek
ekoseli eteğinin üzerinde birbirine kavuşmuş ellerin
radyo ara ara çekerse cızırtı halinde ses duyuyoruz.
sesler
" unut onu gönlüm unut onu sende "
" - Nesrin Sipahi söylüyor sanırım..."
çabuk olmalı gece,çabuk gelmeli sabah
çünkü nasıl çıkar insan yolculuğa?
güneşi ay'ı görmezse duramaz insan..
zaman ne güzel geçiyor denizin karşısına gelmişiz
"- neden insan denizi seyreder? "
" - ay ve güneş ve deniz bi siktirin !
ve insan sen de acılarını al rüyana çarşaf yaparsın
beni algılarımla baş başa bırakın... "
***
silecekler çalışıyor kısa farları kapatıp karanlık ve balçık yolda Mustang..
" - kaç kişinin benden gittiğini bilmiyorum.onlar mı öldü?ben mi?
ben mi gittim onlardan yoksa onlar mı?bilmiyorum...Sürekli bi
şeyler oluyor ve acılarımı unutuyordum.Unutturan herşey
alışkanlıklarım oluyordu .."
beni acılarımla başbaşa bırakın..
Radyo da dilini bilmediğim anlayamadım bir dert muhabette eşlik ediyor...Oysa az önce ne kadar da alaturkaydı mekan...
Ruhunu buldu mustang...
serin,sert,sefil bir rüzgarın içinden güvenle geçiyoruz...
çabuk ol ! zaman kafi gelmedi insana biliyorsun!
takip taklit ve tehdit..
beni yalanlarımla yalnız başıma bırakın..
parmaklarımın arasında uçan balonun ipi,
elimde kocaman bir kağıt helva
"- kırık parke taşlarına akan damına rutubete rağmen içimdeki kutudayım..."
bakıyorum her yerde bir kapı var..kapıların içinde kapı ardında kapı...
kapı kapı kapı..
üzerlerinde onlarca kilit...
ve bir sürü anahtarla gelen yalnızlık,gizlenme bir mafruz var.
çabuk ol! çünkü herkesin kendini kadı sanacak yargı kabiliyeti doğuştan var..
çok zekiler çabuk ol
çok kalabalıklar çabuk ol
çok yalnızlar çabuk ol.
sürekli bir sıvı devinimi çabuk ol
" yalvarırım mektup yaz beş dakika ayır da "
beni inandıklarımla yalnız başıma bırakın...
çabuk ol...
" dünya insan için sadece bir macera değil,
yalnız kalmama çabasıdır da aslında.. " ( e.ç.)
21 kasım 2009
17.28
aynalıçeşme,istanbul
