
29 Ekim 2010 Cuma
FİKRİME EMİR VER ...

7 Ekim 2010 Perşembe
Yazı bitirirken...

26 Eylül 2010 Pazar
Nokta
Bu kirli suyu tanıyorum.
zararlarını sayıyorum hayalet!
saatin üçü rüyama sığınıyorum.
ben bu şarkıyı biliyorum.
Saptım tersine hayatın...senden
kaçarken suçlanıyorum/tarih./
Bugünse biraz tuhaf hafif garip;
yurdun genelinde yağış varmış.
ekmek hala aynı fiyatmış.
televizyonda birileri ağlıyormuş.
Her olana alışıyorum.
gerçeğin şalterini indiriyorum.
su içerken bir balığa adres sormak.
gözlerini kapadığında fareden korkmak.
" - Zula ıslak,gözlerin yapış yapış. "
Bana en uzak olana nereden gidiliyor ?
...Tanınmamak için şapka takıyor,
...Genç görünmek için sakallarımı kesiyorum.
Kötü güftemi noktaya aktarıyorum.
Nasıl bir derinlikteyse , beni aldatıyor ışık.
karanlıktaki flu gidiş sinemde oturuyor.
onuncuayınyirmiyedisigecesaatbirellisekizyıllardanikibinon
Emre ÇAYLA
4 Şubat 2010 Perşembe

çözmüyorum...
ışığı açınca gördüm ki gerçek görecenin içinde... insan kucağında dünyanın...
aynadan yansıyan güneşi de gördüm...kıstım gözlerimi ışıktan...
kontrolünü yitirmemiş herşeyin hayali ile duyumsadım geleceği..
bir de zaman var başıma bela
şimdi şuradaydım diye düşünüyorken..herşey değişmiyor mu?
bir bakıyorum akşam olmuş , ben yine başka bir yerlerdeyim...
"çıkmaz bir sokağa toplanmış çocuklar futbol oynuyorlar tek lambalı 5 haneli çıkmaz sokakta "
neyse ki akşama daha var...
var mı zamanın gerçeği..
zaman kaydetmez ki hiç bir şeyi...
rüzgar iki cephemden sardı
taşlarla döşeli ıslak yolda yokuş aşağı iniyorum...
" yağmur mu yağmış.?."
burası dibe inmiyor ...
her yerin düzünde bir soluk , bir ticaret , alış - veriş...
duvar diplerine çivilenmiş oluklardan aşağı inen , su şimdi , yağmur mu?
bana değmeyen kaç acı kaldı?
kaç saat var ?
daha kimler var ?
neler ,nereler , nasıllar ve niçinler daha ne kadar var...?
çözmüyorum..
dilim sadece bana konuşmuyor.
tarlabaşı ışıklardan ağa camii sokağına giriyorum.
gri bi gökyüzü peşimde
...
31 ocak 2010
E.Ç.
